Sunumunu Yaptığın Senaryo Projesi Reddedildi. Peki Şimdi Ne Yapmalısın?
Poetika Blog19 Mart 202413 dk okuma
Bir senaryo üzerinde aylarca, belki de yıllarca çalıştın. Sahneleri yeniden yazdın, karakterleri geliştirdin ve inandığın bir projeyi sunmak için pitching dosyanı hazırladın. Sonra beklediğin yanıt geldi:
“Projenizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Ne yazık ki şu anki çalışmalarımızla örtüşmüyor.”
Kibar ve profesyonel bir yanıt, ama sana neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Fikir yeterince ilgi çekici değil miydi? Hikâye fazla tanıdık mı geldi? Proje, yapımcının şu an ilgilendiği alanların dışında mı kalıyordu? Yoksa senaryonun kendisinde işlemeyen bir şeyler mi vardı?
Pitch’in hakkında somut bir geri bildirim almadan reddedildiğinde bu soruları yanıtlamak zordur. Yanıtları bulamadığında ise bir sonraki adım bir tahmin oyununa dönüşür: Senaryoyu yeniden yazmak, sunumu değiştirmek, başka bir yapımcıya ulaşmak ya da projeden tamamen vazgeçmek.
Oysa bir ret yanıtı, hikâyenin başarısız olduğu anlamına gelmez. Yalnızca o fırsatın sonuç vermediğini gösterir. Asıl önemli soru, bu deneyimden öğrenebileceğin bir şey olup olmadığıdır.
A project presentation during the Berlinale Co-Production Market in 2017.
Ret Yanıtı, Neyin İşe Yaramadığını Söylemez
Her olumsuz yanıtın nedeni farklıdır ve her sorun aynı şekilde çözülemez. Bazen proje, onu değerlendiren kişinin aradığı şey değildir. Bir yapımcı farklı bir tür, ticari açıdan daha güçlü bir fikir ya da o sırada geliştirdiği projelerin ölçeğine uygun bir hikaye arıyor olabilir. Güçlü bir senaryo bile bazı yapımcı ve platformlarla doğru eşleşme olmayabilir.
Bazı durumlarda ise sorun, hikayenin sunum sırasında yeterince anlaşılır olmamasıdır. Temel çatışma net olmayabilir, başkarakterin amacı belirsiz kalabilir ya da proje tanıtımı hikayeyi diğerlerinden ayıran özellikleri yeterince yansıtmayabilir. Oysa senaryonun kendisi, sunumun yarattığı izlenimden çok daha güçlü olabilir.
Bazen de sorun gerçekten senaryonun içindedir. Karakterlerin kararları yeterince inandırıcı olmayabilir, ana çatışma ilerledikçe etkisini yitirebilir ya da hikaye ilgi çekici fikirler ortaya koymasına rağmen bunları yeterince geliştiremeyebilir.
Bunlar birbirinden farklı üç olasılıktır: projenin aranan işle örtüşmemesi, pitch'in hikayeyi yeterince açık anlatamaması ve senaryonun dramatik açıdan işleyişindeki sorunlar. Birbiriyle bağlantılı olabilirler, ancak aynı sorunmuş gibi ele alınmamalıdırlar.
Genel ifadelerle iletilen bir ret yanıtı, bunlardan hangisinin söz konusu olduğunu nadiren açıklar. Projeni değerlendiren kişi somut bir geri bildirim sunmadıysa, neden devam etmek istemediğini kesin olarak bilemezsin.
Bu ayrım önemlidir. Proje yalnızca yapımcının ilgi alanlarının dışında kaldıysa senaryoyu baştan yazmak pek bir şeyi değiştirmeyebilir. Hikayenin güçlü yanları pitch sırasında yeterince ortaya çıkmadıysa senaryoda değişiklik yapman hiç gerekmeyebilir. Senaryoda yapısal sorunlar varsa yalnızca sunumu iyileştirmek de bunları çözmez.
Bu nedenle değişiklik yapmaya başlamadan önce, hangi soruların hâlâ yanıtsız olduğunu belirlemelisin.
Reddedilmek, insanda hemen bir şeyler yapma isteği uyandırabilir. Senaryonun açılışını yeniden yazmak, logline'nı değiştirmek, bir karakteri çıkarmak ya da hikayenin temel fikrini baştan gözden geçirmek isteyebilirsin. Belirsizlikle baş başa kalmak yerine harekete geçmek insana kendini daha iyi hissettirebilir.
Ancak nedenini bilmediğin bir olumsuz yanıtın ardından senaryoyu köklü biçimde değiştirmek de yanlış bir yöntem olabilir. Belki de hiç var olmayan bir sorunu düzeltmeye çalışırken asıl sorunu olduğu gibi bırakırsın. Bunun yerine, önce bildiklerinden yola çık.
Projenin uygunluğunu değerlendir. Yapımcı senin türünde filmler yapıyor mu? Benzer ölçekteki projelerle çalışıyor mu? Senaryon, geçmişte desteklediği veya hayata geçirdiği hikayelerle örtüşüyor mu? Araştırma yapmak, projeyi neden reddettiğini kesin olarak açıklayamaz. Ancak başvurunun en başından doğru kişiye yapılıp yapılmadığını değerlendirmene yardımcı olabilir.
Pitching sunumunu değerlendir. Senaryonu daha önce okumamış biri, hikayenin temel fikrini, başkarakterin amacını, karşısındaki temel engeli ve hikayede neyin tehlikede olduğunu anlayabiliyor mu? Projeni farklı kılan özellikler, onu anlatış biçiminde ortaya çıkıyor mu? Güçlü bir fikir, pitch gereğinden fazla arka plan bilgisiyle dolduğunda veya temaları belirsiz ifadelerle anlatıldığında kolayca görünmez hâle gelebilir.
Senaryonu değerlendir. Birden fazla okurdan geri bildirim aldıysan aynı eleştirilerin tekrar edip etmediğine bak. Belki okurlar hikayenin temel fikrini anlıyor ama ortalara doğru ilgilerini kaybediyor. Belki karakterleri ayrı ayrı ilgi çekici buluyorlar ancak neden belirli kararlar aldıklarını anlamakta zorlanıyorlar. Tek bir yapımcının sessizliğine anlam yüklemeye çalışmaktansa tekrar eden bu gözlemlerden yararlanmak daha faydalıdır.
Başvurularını basit bir listeyle takip etmek de işine yarayabilir: Kime ulaştın, hangi materyalleri gönderdin, proje o kişi için uygun muydu, nasıl bir yanıt aldın ve bu deneyimden ne öğrendin?
Tek bir ret yanıtı sınırlı bilgi sunar. Birbirinden bağımsız birkaç kişinin verdiği yanıtlar ise özellikle benzer sorunlara işaret ediyorsa zamanla bir örüntü ortaya çıkarabilir. Yine de geri bildirimin sayısından çok niteliğine ve bağlamına odaklan. Reddedilme sayısını senaryonun değerine ilişkin kesin bir hüküm olarak görme.
Amaç, her ret yanıtının nedenini bulmak değil; bir sonraki kararını öncekinden daha bilinçli vermektir.
Geri Bildirim İsteyebilir misin?
Bazen evet. Ancak ne istediğini doğru anlamak önemli. Projeni reddeden bir yapımcı yalnızca bir sinopsis, tretman veya kısa bir pitching sunumu okumuş olabilir. O hafta onlarca projeyi değerlendirmiş de olabilir. Üstelik ret kararının nedenleri yazdıklarınla pek ilgili olmayabilir. Herkesin tek tek projeler hakkında açıklama yapacak zamanı veya isteği yoktur.
Kişiyle önceden kurulmuş bir ilişkin varsa ya da seninle yeniden iletişim kurmaya açık olduğunu belirtmişse kısa ve nazik bir geri bildirim talebinde bulunabilirsin. Yanıtlamasını kolaylaştır ve karşılık alamama ihtimalini de kabul et.
Örneğin şöyle yazabilirsin:
Projemi değerlendirmek için zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Proje materyalleri veya projenin geliştirdiğiniz işlerle ne ölçüde örtüştüğü konusunda kısaca geri bildirim verebilirseniz çok memnun olurum. Her proje için ayrı ayrı geri bildirim sunmanız mümkün değilse bunu da anlayışla karşılarım.
Sonrasında konuyu kapat. Verilen karara itiraz etmekten veya kişiyi fikrini değiştirmeye ikna etmeye çalışmaktan kaçın. Geri bildirim talebi, öğrenme fırsatı yaratmalı; reddedilmiş bir pitching sunumunu pazarlığa dönüştürmemelidir.
Yararlı bir geri bildirim alırsan da her öneriyi hemen uygulamaya koyma. Önce yorumun gerçekte neye işaret ettiğini anlamaya çalış. Sorun pitching'deki bir belirsizlik mi, senaryodaki bir zayıflık mı, yoksa yalnızca bir zevk farklılığı mı? Bir kişinin tercihi, mutlaka çözmen gereken bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Hiç geri bildirim alamazsan da ilerlemeye devam edebilirsin. Elindeki materyalleri değerlendirmek için başka bir yönteme ihtiyacın var.
Senaryoyu Değiştirmeden Önce Sunumunu Sına
Pitching sunumu, senaryonun küçültülmüş bir versiyonu değildir. Henüz hikayenin tamamını deneyimlememiş birine, anlatının temel vaadini aktarmanın bir yoludur.
Bu nedenle açıklık çok önemlidir. Ancak açık olmak, her şeyi anlatmak demek değildir. Bir pitching pek çok bilgi içerse bile yapımcıya hikayeyi ilgi çekici kılan şeyin ne olduğunu anlatamayabilir.
Projeni, senaryonu hiç okumamış birine anlatmayı dene. Açıklamanı kısa tut. Ardından ondan hikayeyi kendi sözcükleriyle anlatmasını iste. Nelerin aklında kaldığına dikkat et.
Başkarakteri ve ne istediğini belirleyebiliyor mu? Temel çatışmayı ve bu çatışmanın neden çözülmesinin zor olduğunu anlıyor mu? Hikayeni aynı türdeki diğer projelerden ayıran özelliği anlatabiliyor mu?
Karşındaki kişi mekanı ve geçmişte yaşananları hatırlıyor ama temel çatışmayı açıklamakta zorlanıyorsa yanlış bilgilere ağırlık veriyor olabilirsin. Hikayenin temel fikrini anlıyor ama başlangıçtan sonra neler olacağını kestiremiyorsa dramatik yapının işleyişini daha açık anlatman veya senaryonun kendisini geliştirmen gerekebilir.
Bu egzersiz, bir yapımcının projeni kabul edip etmeyeceğini öngöremez. Ancak sunumunun anlatmak istediğin hikayeyi ne ölçüde aktardığını görmeni sağlayabilir.
Başlamak için logline'ını gözden geçirebilirsin. Hikayedeki her önemli unsuru özetlemeye çalışmak yerine karakteri, amacı, çatışmayı ve hikâyeni farklı kılan riskleri bir araya getiren noktaya odaklan. Okunmaya Değer Bir Senaryo İçin Logline Nasıl Yazılır? başlıklı rehberimiz, kısa bir tanımın senaryoda henüz çözüme kavuşmamış soruları nasıl görünür kılabileceğini de ele alıyor.
Bazen pitching sunumunu daha açık hale getirmek yeterlidir. Bazen de hikayeyi anlatmakta zorlanman, daha derin bir soruna işaret eder. Bir sonraki adım, hangisinin söz konusu olduğunu anlamaktır.
Senaryonu Başka Birine Okut
Yazarlar, kendi hikayelerini o kadar iyi bilirler ki onu ilk kez karşılaşan bir okur gibi deneyimlemekte zorlanırlar.
Başkarakterin belirli bir sahnede neden tereddüt ettiğini bilirsin. Gergin bir ilişkinin geçmişini anlarsın. Önemsiz gibi görünen bir ayrıntının ileride neden önem kazandığını açıklayabilirsin. Ancak okur yalnızca senaryonun sayfada aktardığı bilgilerle hareket eder.
Yazarın niyetiyle okurun deneyimi arasındaki bu fark, dışarıdan geri bildirim almanın önemli nedenlerinden biridir.
İyi bir ikinci okuma, birinin senaryoyu beğenip beğenmediğini öğrenmekten fazlasını sağlamalıdır. Hikâyenin okur açısından nasıl işlediğini anlamana yardımcı olmalıdır: İlgiyi ne canlı tutuyor, hangi noktalar belirsiz kalıyor, karakterlerin kararları ne kadar inandırıcı ve dramatik akış nerelerde zayıflıyor?
Senaryonu birine okuturken şu soruları sorabilirsin:
Okumaya devam etme isteğinin azaldığı bir nokta oldu mu? Olduysa neden?
Başkarakterin neyin peşinde olduğunu düşündün?
Hangi karakter kararları gerekçesiz veya inandırıcılıktan uzak geldi?
Temel çatışma tatmin edici biçimde gelişti mi, yoksa zamanla etkisini yitirdi mi?
Hikâyenin ele alacağını düşündüğün hâlde sonuna kadar geliştirmediği bir konu oldu mu?
Bu sorular, senaryonun iyi olup olmadığını sormaktan daha faydalıdır. Çünkü okuru kendi deneyimini anlatmaya ve bu deneyimin nedenlerini belirlemeye yönlendirir.
Geri bildirimlerin ardındaki gerekçelere de dikkat et. Bir okur bir karakteri inandırıcı bulmadığını söylüyorsa bu izlenimi neyin yarattığını anlamaya çalış. Karakterin motivasyonu yeterince açık değil mi? Davranışları tutarsız mı? Yoksa kararını anlamak mümkün olsa da bu karar duygusal açıdan tatmin edici gelmiyor mu?
Bu ayrım önemlidir; çünkü farklı sorunlar farklı çözümler gerektirir.
Her öneriyi bir talimat gibi görme eğiliminden de kaçınmalısın. Bir okur, asıl sorun sahnenin belirgin bir amacının olmaması olduğu hâlde o sahnenin çıkarılmasını önerebilir. Bir başkası, senin amacın hikâyeyi çözümsüz bırakmakken daha geleneksel bir son isteyebilir. Geri bildirim, senaryonu başka birinin tercihlerine benzetmek için bir talimat listesi değil, araştırmaya başlamak için bir noktadır. Tekrarlayan sorunları belirle, olası değişiklikleri dene ve hikâyenin anlatmak istediklerine hizmet eden unsurları koru.
Poetika’s screenplay analysis interface.
Yapılandırılmış Senaryo Analizi Ne Zaman İşe Yarar?
Özellikle bağımsız çalışıyorsan veya ilk uzun metraj filmini geliştiriyorsan, doğru okuyucuyu bulmak her zaman kolay değildir. Arkadaşların ve birlikte çalıştığın kişiler değerli görüşler sunabilir, ancak çalışmanı eleştirmek konusunda çekingen de davranabilirler. Profesyonel bir senaryo danışmanı ise özellikle ayrıntılı, insan odaklı geri bildirime veya senaryo geliştirme ve proje sunumunun pratik yönleri hakkında rehberliğe ihtiyaç duyduğunda daha uzmanlaşmış bir bakış açısı sağlayabilir. Ancak böyle bir uzmana ulaşmak her durumda mümkün olmayabilir. Özellikle zaman ve bütçe olarak ortak bir zemin oluşmayabilir.
Bunun yanında, arada değerlendirilebilecek başka bir seçenek de var: Senaryonun kendisine yönelik yapılandırılmış bir analiz.
Poetika bu noktada yardımcı olabilir. Ayrıntılı analiz; hikayenin yapısı ve ritmi, karakter gelişimi, dramaturji, projenin hedef kitlesi ve türüyle uyumu gibi alanları inceler. Rapor, yazarların senaryolarının güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirmelerine ve daha fazla geliştirilmesi gerekebilecek noktaları belirlemelerine yardımcı olmak üzere hazırlanır.
Özellikle çok az geri bildirim aldıysan ve bir sonraki başvurundan önce daha sistematik bir başlangıç noktası arıyorsan, yapılandırılmış bir rapor işine yarayabilir. Kendi varsayımlarına dayanarak sahneleri hemen yeniden yazmak yerine, analizden senaryoda üzerinde durmaya değer soruları belirlemek için yararlanabilirsin.
Burada önemli bir ayrım var: Senaryonun analizi, belirli bir yapımcının proje sunumunu neden reddettiğini kesin olarak söyleyemez. Yapımcının farklı türde bir proje arayıp aramadığını, geliştirme programında yeni bir projeye yer olup olmadığını veya yazımında bir sorun görüp görmediğini bilemez. Yapay zekâ tarafından oluşturulan bir rapor da kesin bir sanatsal yargı veya her türlü insan geri bildiriminin yerine geçecek bir değerlendirme olarak görülmemelidir.
Analizin asıl değeri başka bir yerde yatar: Değiştirebileceğin materyale farklı ve sistematik bir bakış açısı sunar. Daha kapsamlı bir danışmanlık hizmetine ücret ödemeden veya senaryonu yeniden göndermeden önce onu değerlendirmek isteyen yazarlar için erişilebilir bir ilk adım olabilir.
Amaç, rapordaki her öneriyi kabul etmek değildir. Raporu eleştirel bir gözle oku. Diğer okurlardan duyduklarınla örtüşen gözlemlere, daha önce düşünmediğin sorulara veya senaryoya geri dönerek doğrulayabileceğin zayıflıklara odaklan. Niyetini yanlış anlayan ya da hikâyeyi zayıflatacak önerileri ise dikkate almak zorunda değilsin.
Senaryo analizinin farklı amaçlarını daha iyi anlamak istersen, Her Senaryo Değerlendirmesi Aynı Değildir başlıklı yazımız, aradığın geri bildirimin türünün yanıtlamak istediğin soruya göre neden değişmesi gerektiğini açıklıyor.
How Poetika Works?
Explore a complete sample analysis and understand the feedback format.
Reddedilen bir proje sunumu, insanı rahatsız edecek kadar çok belirsizlikle baş başa bırakır. Bu belirsizliği hikayede bir sorun olduğunun kanıtı gibi yorumlamak ve ardından mümkün olduğunca çok şeyi değiştirmek cazip gelebilir.
Oysa gelişim, her şeyi değiştirmekle değil, neyin neden değişmesi gerektiğini anlamakla mümkündür.
Projenin uygunluğunu, sunumunun açıklığını ve senaryonun işleyişini birbirinden ayır. Mümkün olduğunda geri bildirim al. Geri bildirim alamadığında ise sunumunu sınamaya ve senaryoya bir okurun gözünden bakmaya çalış. Tekrarlayan sorunları belirle, bunları kişisel beğeni farklılıklarından ayır ve gerekçesini açıklayabileceğin, sonuçlarını değerlendirebileceğin değişiklikler yap.
Senaryonun kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç duyduğunu fark edebilirsin. Yazımının, sunumunun yarattığı izlenimden çok daha güçlü olduğunu görebilirsin. Ya da projenin yalnızca o fırsat için uygun olmadığı sonucuna varabilirsin.
Bu olasılıkların her biri farklı bir sonraki adım gerektirir. Önemli olan, hepsini aynı sorunmuş gibi ele almamaktır.
Senaryonu başka bir yapımcıya göndermeden önce, onu daha net görebilmek için kendine bir fırsat ver. Zayıf noktaların nerede olduğundan emin değilsen, yapılandırılmış bir analiz daha yakından incelemen gereken alanları belirlemene yardımcı olabilir.
Bir sonraki proje sunumun, birilerinin sana evet demesini sağlamak için çaresizce yaptığın bir girişim olmak zorunda değil. İnandırıcı bulmalarını istediğin hikâyeyi daha bilinçli anlamanın bir sonucu olabilir.
Christopher Nolan's The Odyssey may be his biggest production yet, but it also feels like the inevitable destination of a career built around memory, time, and the impossible journey home.
Every few years, a beloved novel gets adapted into a film. The announcement generates excitement; finally, that book is becoming a movie. And then, more often than not, something goes wrong. The film arrives and feels thin, rushed, or strangely hollow. The characters who felt so vivid on the page seem flat on screen. The story is technically all there, but whatever made the book extraordinary has somehow failed to survive the journey.
It is Monday morning. Over the weekend, twelve new scripts arrived. Nine more came in the week before. Somewhere in the inbox are scripts that have been waiting since last month, along with a few that have been there even longer. In two hours, the development meeting starts, and there is still a stack of material that nobody has had time to read.